Yazar: Admin
Tarih: 8 Nisan 2011 / 8:11
Teizm ateizmin tersidir. Kendisini ateist nitelendirenin aklını kurcalayan bir sürü takıntı var. Düşünen kişinin sorunlara birer soru işareti çekmesi doğaldır. Soruların bir kesimi sağlıklıdır; kişiyi kanışlı bilgiye götürebilir, sağduyulu teizme iletebilir. Birkaçına değinmek bu çetin konuya ışık saçabilir: Tanrı olsa ne olur, olmasa ne olur? Bu hiçbir şeyi değiştirebilir mi? Tanrı varsa şu dünyanın, doğanın, insanlığın haline baksın da yarattığı allak bullak ortama sıkılsın! Tanrı’nın varlığını nereden bilebilirim? Tanrı inancı körü körüne bir atılım değil mi? Aklın, mantığın çaresizliğini kim özler? Aklın kabul edemediği şeye YOK denir. Kendimi çok zorluyorum, ama inanamıyorum. Var dersem kendimi kandırmış sayılmaz mıyım? Çevrem Tanrı’ya inananlarla dolu. İnanıyorlar da ne değişiyor sanki? Onlar benden iyi mi? Allah-ü-ekber bağırışlarıyla adam öldürenlere ne denecek? Allah adı birçokların ağzında bir silah değil mi? Tanrıcı’ya göre O iyiyi onaylıyor, kötüyü de yargılıyor. Oysa neyin iyi, neyin kötü olduğunu kim söyleyebilir? Hangi inancın ölçüsüyle ölçülebilir bunlar?
Bu tür soruların ardı arkası kesilmez. Tümünü yanıtlamak, çok uzun çaba. Hiç kuşkusuz ardından yenileri belirecek. Soruların bazısı iyi düşünülmüş; hem de haklı. Ne var ki, bunlar konunun can damarına basmıyor; çünkü kusurlu, kişisel uslamlamalı, zamana mekâna kısıtlı, ölümlü yaratık aklından kaynaklanıyor. Ateizmi esinleyen sorunların birkaçına eğilebiliriz: Bu kanışı taşıyan ya da yayan belki küskünlük duygusuyla bocalıyor. Beyin jimnastiği yapıyor. Canını sıkan kalıplaşmış Tanrı pek iyiciliğine rest çekiyor, çevresindeki acı ıstırap onu sarsıyor, vb.
Ateistim diyene doğrultulacak sorular da var: YOKTUR dediğiniz Tanrı düşüncenizde nasıl biridir? Bir kuram ya da savlama ürünü mü? Kişiliği olmayan, ne olduğu belirsiz bir din önderi mi? Ademoğullarına keyfi şeriat kuralları veren mi? Milliyetçilik duygularını okşayan, düşmanına düşman kesilen yanlı bir varlık mı? İnsanlara kitap gönderen bir üstat mı? Varlıklının yanında yer alan maddeci bir sermayeci mi? Zayıfın savunmasızın ezilmesini onaylayan mı? Öncekiler gibi bunlar da uzayabilir. Şaşırtıcı çelişkiler zinciri durmadan karşımızda sırıtıyor: Kısıtlı kısıtsızı nasıl anlayabilir? Zamana mekâna sınırlı sınırsız olanı nasıl bilebilir? Yaratılan Yaratan’ı nasıl çekiştirebilir? (bkz. Eyub 38:4).
Tüm arayışa karşın dinler kesin bir bilgi sağlayamıyor. Kimisi Tanrı’yı kişilikten yoksun, niteliği bilinmeyen kaderci, çok yüksek bir varlık olarak tanıtıyor; kimisi binlerce yersel tanrıda belirdiğini söylüyor; kimisi en sonunda bütün ruhları içine çeken evrensel ruh olduğunu varsayıyor. Kimisi çok ırakta kabuğuna çekilmiş salt kendini düşünen, hükmünde haksız yaşlı birini tasarlıyor..
Bütün din kurucularından apayrı özellikle, güçle, yaşam vermekle insanlığa gelen İsa Mesih şöyle tanıtılır: “Her şeyin başlangıcından önce Tanrısal Söz vardı. Tanrısal Söz Tanrı’yla birlikteydi ve Tanrı neyse Tanrısal Söz O’ydu. Başlangıçta Tanrı’yla birlikteydi… Tanrısal Söz beden oldu aramızda yaşadı. O’nun yüceliğini Baba’dan gelen biricik Oğul’un yüceliği niteliğinde gördük” (Yuhanna 1:1,2,14). Mesih, “Ya Rab, Baba’yı bize göster” diyen bir öğrencisini şöyle yanıtladı: “Beni görmüş olan Baba’yı görmüştür… Ben Baba’dayım, Baba da bendedir… Ben ve Baba biriz” (Yuhanna 14:9,10; 10:30). O, insan bedeni kuşanan tek Tanrı’dır; Tanrı’nın öncesiz-sonsuz biricik Oğlu.. “Oğul’u Baba’dan başka kimse bilmez. Baba’yı da Oğul’dan başkası bilmez. Bir de Oğul’un kendisine Baba’yı açıklamak istediği kişi Baba’yı bilir” (Matta 11:27).
Tanrı kimdir? “Tanrı sevgidir” (I Yuhanna 4:8,16). Bunun kanıtı, Mesih’in biz insanların öz niteliğiyle dünyamıza gelip acılarımızı, ıstıraplarımızı, günahımızı, yargımızı kendi üzerine yüklenerek yerimize ölmesidir. Aynı kesimde şu düşündürücü söz vurgulanır: “Sevgi Tanrı’dandır ve seven kişi Tanrı’dan doğmuştur, Tanrı’yı bilendir” (7). Sevgi insan başarısı değildir. Kaynağı sevgi olan Tanrı’dandır, O’nun armağanıdır. Tanrı en kötü günahlıyı sever, kayrasıyla onu arıtır. O kişi yeniden doğar, Mesih’in buyruğunu sayar: “Sen de git, düşmanını sev!” Tanrı’yı bilmenin sonuçları doğaötesidir.
Günahsız olan günahlılar için öldü. Evrensel Yargıç yargılanarak öldü. Ölümsüz, ölümlüler yerine öldü. Seven, herkesin kinini üzerine topladı; sevgi nedir bilmeyenlerin elinde kanını akıttı. Ama mezarda kalamazdı. Ölümü ne kaza, ne tecelli, ne de suikast idi. Üçüncü gün diriliş bedeniyle, tanrısal görkemle, apaçık yengiyle dirildi. Kırk gün sonra öğrencilerinin gözü önünde, oradan geldiği yücelere ayrıldı, inanlılarına Kutsal Ruhu’nu gönderdi. Askeri, siyasal, ümmetçi bağlılıklar ötesinde bulunan inanlılar topluluğunu oluşturdu. Bu yüzden Tanrı’yı kanıtlı güvenlik-le tanımak tek yolladır: “Tanrı Oğlu’nun geldiğini ve Gerçek Olan’ı bilmemiz için bize anlayış verdiğini biliyoruz. Biz Gerçek Olan’ın bağlılığındayız: O’nun Oğlu İsa Mesih bağlılığında. Bu, gerçek Tanrı’dır ve sonsuz yaşamdır” (I Yuhanna 5:20). Mesih çağırıyor: “Ey bütün yorulanlar ve ağır yük altında yıprananlar! Bana gelin. Sizleri dinlendiririm” (Matta 11:28).






